Serdar Arseven
Serdar Arseven
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Anne sanayide, bebek nerede?

GİRİŞ 16.06.2026 GÜNCELLEME 17.06.2026 YAZARLAR

Hayatlarına yeni bir yön vermek isteyen kadınlar, “Anneler Sanayide” projesiyle üretimin tam merkezine adım atıyor.

Proje, sadece iş kapısı açmakla kalmıyor; kadınlara sürdürülebilir bir çalışma hayatının da kapılarını aralıyor.

“Anneler Sanayide” projesinin amacı…

Kadınımızın iş hayatında daha güçlü, daha verimli, daha sürdürülebilir şekilde yer almasını sağlamak!

”Anneler Sanayide”…

Peki ya bebekleri nerede?

Annenin toplam 24 hafta “doğum izni” var.

Doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 16 hafta…

Ya sonra?

O da düşünülmüş elbette:

Bebeklerin de güvende, sevgi dolu ve profesyonel ellerde olacağı bir sistem kuruluyormuş!

Sevgi dolu, profesyonel ellerde…

Öyle eller ki bunlar…

Bebek artık anneye o kadar da ihtiyaç duymayacak!

Annenin yerini sevgi dolu, profesyonel eller dolduracak!

Bir annenin yerini kaç sevgi dolu profesyonel bakıcı doldurabilir acaba?

 

“Anneler Sanayide”…

Kadın her sektörde çalışmalıymış…

Bu kadını çok daha güçlü yaparmış…

Güçlü kadın…

Gündüz kuşağı programlarının diliyle “ayaklarının üzerinde duran” kadın!

Mesela…

İstanbul’da bir kadın…

Sabahın altısında evinden çıkacak…

“Ayaklarının üzerinde” durarak vasıta bekleyecek…

Otobüs, metrobüs, “ayaklarının üzerinde durarak” ve kendisini kötü niyetlilerden korumaya çalışarak yolculuk yapacak…

Dokuzda işe varacak…

Akşam da aynı şekilde evine dönecek…

Bu durumda her gün 6 saat yollarda geçecek!

Bir gün 24 saat.

Bir günde 4 kere 6 saat var.

Yani günün dörtte biri yolda geçiyor bu durumda.

Bu, 60 senede 15 sene eder!

Ne kaldı ki geriye!

Kadıncağız…

Yorgun argın eve geldi…

Ev işi, yemek…

O yorgunlukla en az sekiz saat uyuması lâzım.

Onun için de akşam 9’da yatması!..

Bu hesap, bebeksiz-çocuksuz aile hesabı…

Ya bebekleri-çocukları varsa ne olacak?

Onları sevgi dolu, profesyonel ellere kim bırakacak ve kim alacak?

Hayat müşterek…

Bazen baba bırakacak ve alacak.

Özgür kadın, özgür erkek!

Kurnaz kapitalistler, özgürlük vaat ettikleri kadınların çoğunu ya asgari ya da onun biraz üzerindeki ücretle çalıştırıyor!

Madem özgür kadın istiyorsunuz, her özgür kadının ekonomisini rahatlatsanıza!

Verecek misiniz o kadar parayı?

Yok…

Yol, yemek, sigorta, asgari ücret…

Anneler sanayide, bebekler sevgi dolu profesyonellere!

 

“3 Harfli” marketlerde çalışan kadınların çoğu da üniversite mezunu bu arada!

En az 16 sene dirsek çürüt…

Sonra..

“Özgür kadın” ol!

 

Geçenlerde şikâyet geldi…

Durum şöyle:

Hanımefendi yıllardır aynı fabrikada çalışıyor.

Hep asgari ücretle...

Özgür kadın!

Fabrikanın yetiştirmesi gereken siparişler varmış…

Kurban bayramının ilk günü izin vermişler okuyucumuza…

Diğer üç gün çalışmış mecburen.

Çalışmaya mecbur muymuş?

İş kanununa göre değilmiş de…

Patron kanununa göre mecburmuş!

 

Ne yani siparişler yetişmesin mi?

Özgür kadınlar işsiz mi kalsın?

Bebekler sevgi dolu profesyonel bakıcılardan mahrum mu kalsın?

Profesyonel bakıcı sektörü taş mı yesin!

Dert bir değil ki, elvan elvan!

 

Bir kadın doktorun, bir kadın avukatın “hatırı sayılır maaşlarla” çalışmasını anlarım da…

Kocasının maddi durumu evini geçindirmeye müsait olduğu halde, bir kadının “asgari ücret”e talim etmesini pek anlamam!

Bu anlamazlığıma “Kocaya güven mi olur ayol!” diyerek karşı çıkanların çoğu da “süresiz nafaka”dan yana!

Ömür boyu yoksulluk nafakasından yani!

Eski koca ölünceye kadar her ay tıkır tıkır maaş almayı savunuyorlar!

Hem “Kadınlar her işte çalışmalı!” diyorlar, hem de “Boşanmış kadınlar hiçbir işte çalışmamalı, ömür boyu eski kocalarından maaş almalı!”

Derdiniz ne sizin?

*

Ben “Kadın elbette çalışabilir!” diyorum…

“Çalışacaksa da fıtratına aykırı işlerde çalışmamalı!”  diyorum..

Mesela…

Sanayide arabanın altına girmemeli…

Elleri, kolları kapkara olmamalı…

Kaynak yapmamalı…

Hamallık ona göre değil…

Sanayi hiç değil…

Bizim kültürümüz de buna müsait değil…

Mesela…

Erkek çocuğunu ustaya teslim ederken ne deriz?

“Eti senin kemiği benim!”

Bunu kız çocuğu için der miyiz?

Asla demeyiz!

Kızını erkek ustaya teslim ederken “Eti senin kemiği benim!” diyecek pek çıkmaz bizim Anadolu’da!

Böyle şey denir mi?

Denmez…

Zinhar denmez!

Ve dahi…

Milyon adet profesyonel bakıcı bir araya gelse, bir annenin bebeğine vereceği şefkatin milyonda birini veremez!

Zinhar veremez!

“Verebilir” diyenlere bebekliğinde yuvaya atılmış biri olarak sabaha kadar tartışırım!

YORUMLAR 38 TÜMÜ
  • Ömer Rüzgar 6 gün önce Şikayet Et
    Tebrik ederim, bu konu sürekli canlı tutulmalı. Çalışan kadın erkek işgücü ile rekabete girip, maaşların düşmesine sebep oluyor. Kazanan yine kapitalist sistem. Devlette bu konuda çocuk yardımını arttırıp kadını çocuklarının başında tutmalı.
    Cevapla
  • yt43 1 hafta önce Şikayet Et
    Kalemine sağlık, Serdar Abi. Bu gibi konuları yazman çok güzel.
    Cevapla
  • medo 1 hafta önce Şikayet Et
    Ey akıl neredesin acaba. Aklıda geçtik on yıllardır Avrupa da yaşananlardan da ibret alamıyoruz. Avrupa'nın yaptığının aynısını yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz. Kadın istihdamı diye kepçe operatörlüğünden kamyon şoförlüğüne her yere sokuşturuyoruz. Sanki bütün erkeklere iş bulduk ta kadınlar kaldı, sonradan o kadının birde çocuk yapmasını bekliyoruz.
    Cevapla
  • REMZİ CAN 1 hafta önce Şikayet Et
    çok beğendim
    Cevapla
  • toplum huzuru ailede 1 hafta önce Şikayet Et
    gerçekten toplumda kanayan yara haline gelen sevgisiz,saygısız,edepsiz ve ahlaksız bir neslin gelişinin önüne geçmek isteniyorsa başta AİLE bakanlığının sizin çok güzel tesbitlerde bulunduğunuz yazınızdan ders almaları gerekiyor.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle